13/12/2006

"Who cares about f.ckin Europe"


Hükümetin yaptıkları ( yapamadıkları ) bir yana, 2007'den itibaren üye ( tam üye değil ama en azından üye ) olacak Romanya ve Bulgaristan gibi gudik ülkelere bakarak, bize hala türlü sebeplerle bir 40 yıl daha kapıda tek ayak üstünde durma cezası vermek isteyen AB'ye, Ekim ayında "Kal-Der" yandaki güzel cevabı (reklamı) vermiş aslında. Her yönümüzle hazırız hala almıyolar demiyorum, tabi ki bir sürü eksiğimiz var ama Romanya ve Bulgaristanın da bu kadar kolay her sorunu hallettiklerine inanmıyorum. Üyesi olmamızın neredeyse imkansız olduğu bir birlik için 40 yıldır uyguladığımız başı öne eğik politikalarla bir yere varamadığımız kesin, oyüzden biraz da bu yöntemi denemekte fayda var. Zaten biz girene kadar AB diye bir birlik falan da kalmayacak, ne için kasıyoruz ki. Who cares about f.ckin Europe...@

NOT: * 4 Ekim Salı sabahı Financial Times'ta yayınlanmış bir reklamdır.
** 'Care' sözcüğünün çifte anlamı var. Hem 'Avrupa'yı kim takar', hem de 'Avrupa'ya kim bakar'

Yok Deve!


Bu sabah gazetelerde okuduğum habere inanmakta güçlük çekiyorum arkadaşlar! THY denen güzide havacılık kurumumuzun güzide! yöneticileri, kurumun 1992 yılından beri bir İngiliz firmadan finansal kiralama yöntemiyle kullandığı ve İngiliz uzmanların 1200 adet arıza tesbit ettiği RJ 100 tipi yolcu uçaklarının iadesinin tamamlanması üzerine "Yaşasın kurtulduk!" nidalarıyla apronda "deve" kurban etmişler. İade edilecek son uçağın altında kesilen zavallı devenin eti de çalışanlara dağıtılmış. Ülkenin en önemli kurumlarının hangi zihniyetin eline geçtiğine bakar mısınız? Tam da AB'nin bizimle müzakereleri dondurmasının kesinleştiği günün ertesi günü piyasaya düşen bu haber, adamların kararını ne kadar da haklı çıkarıyor. THY'de patlayan skandalların ardı arkası gelmiyordu zaten. Bir sürü sınav geçerek hostes olarak çalışmaya hak kazanmış ancak gayri müslim olduğu için çalıştırılmayan insanlar, yolcuya içki servisi yapmayan erkek kabin görevlisi, imam hatip mezunu olup da hiçbir şey bilmeden kadroya alınan teknisyenler, şimdi de apronda deve kurban etme hadisesi. Bir tek şey söylemek geçiyor içimden: Yok deve artık!

12/12/2006

Spam yorum


Arkadaşlar...bazı yorumların silinmiş olduğunu görürseniz şaşırmayın...çünkü spam zihniyeti sınır tanımadan etrafı kirletmeye devam ediyor...yeni bir spam yöntemi olarak, bizimki gibi iyi :P blog sitelerinin yorumlarına, "çok güzel bir blog" diye başlayan ve saçma sapan spam bilgilerle ( laptop'ı şurdan al, bunu burdan al v.b. gibi) devam eden uzun bir spam yorum bırakıp kaçıyolar. O yüzden şimdilik 3 adet spam yorum silinmiştir, devamı gelebilir...haberiniz olsun...@

En yeni Tayyip Fıkrası :)


Başbakan Erdoğan, destek aramak için İngiltere'yi ziyarete gitmis. Ziyareti sırasında kraliçe tarafından çay içmeye davet edilen Erdoğan, kraliçeye kendi liderlik felsefesinin ne olduğunu sormuş. Kraliçe de "Çevremi akıllı insanlarla doldurmak!" cevabını vermiş. Erdoğan bunun üzerine kraliçeye çevresindeki insanlarin akıllı olup olmadıklarını nasıl ayırt ettiğini sormuş. Kraliçe: "Onlara doğru soruları sorarak ayırt ediyorum." diye yanıtlamış ve "İzin verin göstereyim." dedikten sonra hemen Tony Blair'i aramış: "Sayın Başbakan, lütfen bu soruya cevap verin: Annenizin bir çocuğu var, babanızın bir çocuğu var ve bu çocuk sizin ne kız, ne de erkek kardeşiniz. Kimdir bu?" diye sormuş. Tony Blair: "Bu benim majesteleri!" diye yanıtlamış. Kraliçe: " Doğru.Teşekkürler, iyi çalışmalar Blair." demiş ve Erdoğan'a dönerek: "Gördünüz mü Sayın Erdoğan?" diye sormuş. Sayın başbakanımız: "Evet majesteleri, teşekkür ederim, bu metodunuzu kesinlikle kullanacağım." diyerek oradan ayrılmış. Yurda dönünce hemen Unakıtan'ı yanına çağıran Erdoğan: "Kemal Abi sana soracağım bir soruyu cevaplamanı istiyorum." Unakıtan: "Tabii efendim, nedir?" Erdoğan: Annenizin bir çocuğu var, babanızın bir çocuğu var ve bu çocuk sizin ne kız, ne de erkek kardeşiniz. Kimdir bu?" Unakıtan sağa bakmış, sola bakmış düşünmüş, taşınmış ve en sonunda:"Efendim bunu biraz düşündükten sonra size cevap versem?"demiş. Erdoğan kabul etmiş ve Unakıtan oradan ayrılmış. Vakit kaybetmeden Bakanlar Kurulu'nu toplantıya çağırmış. Saatlerce sorunun yanıtını düşünmüşler bulamamışlar. En sonunda Kemal Unakıtan, Kemal Derviş'i aramış ve durumu açıkladıktan sonra: Annenizin bir çocuğu var, babanızın bir çocuğu var ve bu çocuk sizin ne kız, ne de erkek kardeşiniz. Kimdir bu?" diye sormuş. Derviş: "Bunda bilemeyecek ne var, tabii ki benim!" diye yanıtlamış. Cevabı alan Unakıtan hemen Tayyip'i arayarak: "Cevabı buldum efendim, kim olduğunu biliyorum, Sayın Kemal Derviş"demiş. Tayyip büyük bir hayal kırıklığıyla cevap vermiş: "Yanlış cevap Kemal Abi, doğru cevap "Tony Blair olacaktı!"

11/12/2006

MUSE


Muse konseri süperdi...Herzaman konserlerde doğal olarak oluşan ses bozulmaları, farklı yorumlar vs. gibi olaylar neredeyse hiç denecek kadar azdı... bir yandan CD'de müzik dinler gibi, aynı kalitede müziğin doyumsuz tadını alırken, diğer yandan sahne düzeni ve arka plan atraksiyonlarıyla leziz bir gece geçirdiğimizi söyleyebilirim. Ayrıca grubun herşeyi ( vokal, gitar,org ) Matt Belamy'i özel olarak tebrik etmek lazım. Biz gudik grubumuzla bu adamların "muscle museum" şarkısını çalıp söyleyen kadar binbir şekle giriyorduk zamanında, ama özellikle Matt başta olmak üzere bu adamlarda tık yoktu. Konser boyunca bize eşlik eden şarkıları aşağıda bulabilir, dinleyebilir, eğlenebilirsiniz...@

01. Knights of Cydonia 02. Map of the Problematique 03. Butterflies & Hurricanes 04. Supermassive Blackhole 05. Hysteria 06. City of Delusion 07. New Born 08. Forced In 09. Bliss 10. Feeling Good 11. Sunburn 12. Invincible 13. Time is Running Out 14. Plug in Baby 15. Soldier's Poem 16. Starlight 17. Stockholm Syndrome 18. Take A Bow
( www.radioblogclub.com adresi şarkılara ulaşmanızı sağlayabilir )